BEYİN VE BOŞLUKLARI DOLDURMAK

Beynimizin önemli bir özelliği.. Boşlukları doldurmak. Beynimizin bu özelliğinin yaşamımıza olumlu ve olumsuz yansımaları olabiliyor. 

Önce olumlu yönlerinden bahsedelim ve bir kaç örnek verelim. İlk olarak gecelerimizi aydınlatan lambalara değinelim. Lambalardan gelen ışıkları sürekli olarak algılama eğilimindeyizdir. Ancak sürekli yanmaz. Aslında 1 saniye de 40-50 defa yanıp sönmesine rağmen, o kadar hızlı yanıp söner ki; beynimiz boşlukları doldurarak lambaları bize sürekli yanıyormuş gibi algılatır. 

Aynı durum sesler içinde geçerlidir. Ses bir titreşimdir ve insanlar söz konusu olduğunda; dışarı nefes verilirken gırtlakta oluşur. Aslında sadece havadaki molekülleri titreştiririz. Bu titreşimler karşı tarafın Kulak kepçesi tarafından toplanır. Kulak yolundan ilerler ve 1 cm'den birazcık daha kısa olan kulak zarını titreştirir. Ardından vücudumuzdaki en küçük kemikler olan çekiç-örs-üzengi kemikleri, orta kulakta titreşimleri arttırarak koklea isimli salyangoza benzer organa aktarır. Şaşılacak olan bu koklea isimli organın sadece yediğiniz bir yeşil bezelye büyüklüğünde olmasıdır. Bu organ ses titreşimlerini içerisindeki sıvı ve sinirler sayesinde beyne aktarır ve siz beyninizde karşı taraftan gelen titreşimleri anlamlandırır, ardından değerlendirir, cevap oluşturursunuz. 20-30 titreşimden itibaren sesleri aralıksız olarak sürekli-devamlı şekilde işitiriz. Bu da anlamlandırmamız açısından yine olumlu bir şeydir.

Diğer olumlu bir örnek göz kırpmamız ile ilgili. Ortalama dakika da 16 defa göz kırparız. Ama düşünüp dikkat etmez isek göz kırpma esnasında oluşan karanlığı fark etmeyiz bile. Kabaca bir hesapla uyku dışında geçen 18 saatin 1,5 saati aslında körüzdür. Ama beynimiz boşlukları doldurduğu için görüntüyü sürekli devam eder şekilde algılamaya devam ederiz. Yeri gelmişken gözümüzü neden kırptığımıza da değinmeden geçmeyelim. Eğer gözünüzü kırpmasaydınız gözünüz kururdu ve kör olurdunuz. Her kırpma da gözünüz nemlendirilir ve mikroplardan/bakterilerden temizlenir. Her hangi bir şeye dikkat kesildiğinizde kırpma sayınız düşer ama 1 günde ortalama 20-25.000 defa göz kırpar ve üzerine tek 1 dakika bile düşünmeyiz. Bence üzerine düşünülüp şükredilecek çok önemli bir noktadır..

Gelelim beynimizin boşlukları doldurmasının olumsuz yanına.. Bizler canlılık aleminde 'Homo Sapiens' şeklinde isimlendirilmekteyiz. Düşünen İnsan hatta daha üst bir tanım olarak 'Düşündükleri üzerine düşünen İnsan' demek daha yerinde olur. Peki gerçekten de düşüncelerimiz üzerine düşünüyor muyuz? Acaba ben bu konuda yeterince bilgi sahibi miyim ? Acaba yanılıyor olabilir miyim ? Genelde çoğu insan bunu maalesef bunu yapmaz. Çünkü yapar ise bir 'Bilişsel Zıtlık' yani düşüncelerinde tutarsızlık baş gösterir ve rahatsızlık başlar. Beynimiz kendimizi iyi hissetmemiz için boşlukları doldurur ve konuya büyük ölçüde hakim olduğumuzu, daha fazla araştırmaya/öğrenmeye gerek kalmadığını düşünürüz. Bu varsayım ve düşünceler de bize kendimizi iyi hissettirir. Evet kendimizi iyi hissetmesine hissederiz ama bu şekilde maalesef gelişemez, yerimizde sayarız. Bu nokta da Dunning-Kruger Sendromu akıllara geliyor. Bilmediği halde kendisine aşırı güvenen insanların durumunu açıklar bu sendrom. Çünkü beyin boşlukları doldurmuştur ve kişi artık bilmediğinin de farkında değildir. Maalesef bu kişiler bilgiye değer vermediği gibi, bilen insanların bilgisinin de farkında değildirler onlara da saygı duymayabilirler..

Çevrenizde olan araştıran, bilgili, öğrenmeye çalışan, çalışkan insanların çoğuysa daha mütevazi olma eğilimindedir. Çünkü az önce bahsettiğim sendromun bir diğer bulgusu da ; kişi öğrendikçe özgüveni bir miktar düşer ve aslında ne kadar çok şeyi bilmiyor olduğunun da farkına varır. Bildiği şeyler aslında pek azdır. Bunu fark eder. Hızla ilerleyen teknoloji çağında sadece son 10 yılda, belki de tüm insanlığın ürettiği kadar bilgi üretimi ve aktarımı olmuştur.

Bitirirken bir tavsiye; beynimizin boşlukları doldurmak konusunda bize yaptığı iyiliklerin farkında olalım ve şükredelim ama kendimizi iyi hissedelim diye oynadığı oyuna da gelmeyelim. Daha fazla araştırma, öğrenme ve işin iç yüzünü, arka planını araştırma eğiliminde olalım. Sevgilerle ..

Bilgi: Şimdi bir an durup düşünün.. İçinde bulunduğumuz Samanyolu Galaksisi' nde Güneş gibi 100 milyarlarca yıldız vardır ve bu yıldızların etrafında dolanan Dünya gibi gezegenler.. Evren de ise Samanyolu Galaksisi gibi 100 milyarlarca Galaksi bulunmakta. Ne kadar büyük olduğunu hayal edin. Mesafeler o kadar fazladır ki bize en yakın galaksi olan 'Andromeda Galaksisi' ne ulaşmak dahi ışık hızıyla 4,2 yıl sürüyor. Yani bize en yakın Galaksiye ışık bile 4,2 yılda ulaşıyor ve biz Andromeda Galaksisi'nin  4,2 yıl önceki halini, Güneş'in yaklaşık 8,5 dakika önceki halini, Ay'ın ise 1,5 saniye önceki halini görüyoruz ... (Işık hızı saniyede 300.000 km)

Halil AKÇAKAYA  14.09.2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Akçakaya 121 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Güncel Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Güncel Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Fatih Arabacı - Teşekkür ederim Halil bey. Yazilarınızdan çokça istifade ediyorum. Rabbim kaleminize bereket versin..

Yanıtla . 1Beğen . 0Beğenme 22 Eylül 13:42

Kocaeli Markaları

Güncel Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (262) 323 31 00
Reklam bilgi

Anket Yeni sitemizi nasıl buldunuz?