Kurbanı Düşünmek

Neden kurban keseriz hiç düşündünüz mü ? Müslümanlar bunu neden bir ibadet olarak yapıyorlar ? Oysa Dünya da her gün milyonlarca tavuk, dana, koç, koyun zaten kesiliyor.

Her konuda ilk yapmamız gereken şey öncelikle sorgulamaktır. Sorgulamadan kabul ve ya red etmek yerine “Bunun anlamı ne” sorusuna cevap aranmalıdır.

Öncelikle insan anatomisinin hem et, hem de ot ile beslenmeye uygun olduğuna değinmekte fayda var. Dişlerinize bakın köpek dişleriniz ve kesici dişleriniz sadece ot yemeye uygun gibi görünüyorlar mı? Midenizde salgılanan asitler, pankreastan ince bağırsana dökülen pankreas öz suyu hayvanlardan alınacak muhtemel proteinleri sindirmek için bekliyor. Düşünün et yemek yanlış olsa vücudunuzda neden böyle bir sistem olsun ?

Ayrıca et tüketmezseniz dışarıdan ekstra haplarla hayvansal protein ve vitamin takviyesi almanız gerekiyor. Bunu da belirtelim.

Dengeli ve çeşitli şekilde hepsinden yemeli insan kırmızı et, beyaz et, balık, ot yemeli. Hem bitkisel hem hayvansal. Tarım öncesi eski çağlarda daha çeşitli yiyorduk yılanlar, kurbağalar, kaplumbağalar farklı farklı bitki, meyve, otlar. Şimdi tadını dahi bilmez olduk..

Neyse bu bölümü bir kenara bırakırsak.. Biraz teolojik bakış açısıyla devam etmek istiyorum. Kurbanı bağlamından ve anlamından uzaklaştıran buzluğa eti alabildiğine stok eden, ardından “Sizin dana büyük müydü, 7 kişi mi girdiniz, ay bizim ki bu sene çok yağlı çıktı, kaç kilo et çıktı, derisini ne yaptın” gibi konular konuşan bolca insan bulunmakta. Fikir ve ifade özgürlüğüne elbette saygı duyarım ama kurbanın anlamı bu değildir.

“Kardeşim kaç ihtiyaç sahibi tespit ettin, dağıtmana yetti mi çıkan et, yetmediyse ben destek çıkayım, kendinize ayırdığınızdan kaç misafire yedirebildin, bu bayram kaç çocuk ve yaşlı sevindirdin, kaç ailenin yüzünü güldürdün, sağlığına sıhhatine şükrettin mi, mezarlıkta düşünüp tefekkür ettin mi” gibi konuşmaları muhabbetleri ben daha çok seviyorum ve anlamlı buluyorum.

Gelelim kurbanın okuyup araştırdıklarımdan öğrendiğim kadarıyla mahiyetine.. 1. Yakınlaşma, 2. En sevdiğinden vazgeçebilme ve teslimiyet 3. Varlık hiyerarşisinde her canlıyı yerli yerine koyma..

1.Kurban, kurbiyyet yakınlaşma demektir. (Akraba da aynı kökten türemiştir.) kime yakınlaşma Allah’a.. Allah zaten kuluna en yakın değil mi? İlahi kelamda kişi ile kalbi arasına girdiğini, şah damarından insana daha yakın olduğunu söylemiyor mu ? Evet söylüyor ama burada bahsedilen bizlerin duygu, düşünce, eylem ve davranışlarımızla Allah’a yakınlaşmamız. Nitekim Kur’an da “Onların ne kanı ne de etleri Allah’a ulaşır. Ulaşan ancak sizin takvanızdır. “ denilmektedir. Peki takva nedir? Takva insanın kalkanıdır. Korunmak, sakınmak, sorumluluk bilincinde olmak anlamlarına gelir. İnsanın duygu, dürtü ve hormonlarının kölesi olmak yerine efendisi olma gayretidir. Ki bizi 15 milyon türlük canlılar aleminde, diğer türlerden ayıran da zaten beyin farklılıklarımız ve bu gayrettir. Bu gayret yoksa, Dünya’yı ve insanı inşa, imar etme, Salih amel, iyiliği emretme kötülükten sakındırma yoksa insan o halde ne yapmaktadır. Diğer her canlı ona ne kod yüklenmişse o görevi yerine getirir. Arılar balını, bitkiler fotosentezini, mikroorganizmalar parçalama faaliyetlerini yürütür. İnsansa dilerse potansiyelini büyük oranda kullanır ama bu dünyadan hiç bir kayda değer bir şey yapmadan da göçüp gidebilir. Sorumluluk bilincinde olmamız önemlidir ve değerlidir ..

Allah etler, kanlar Allah’a ulaşmaz söylemiyle ve takva emriyle bizleri bence doğa, hayvan, bitki, kısacası canlılar üzerine daha derinlikli düşünmeye ve saygılı olmaya haddi aşmamaya davet etmektedir. Eğer haddimizi aşmazsak sorumluluk bilincinde davranmış olacağız..

2.İbrahim peygamberin oğlu İsmail’i rüyasında kurban ediyor görmesi. Ardından yaşananlar İbrahim peygamber ve oğlu İsmail’in teslimiyeti. Tam o esnada Allah’ın bir koç göndermesi. Ali Şeriati gibi bazı düşünürler senin İsmailin kim sorusunu sorar.. Paran mı, şöhretin-itibarın mı, malın mülkün mü, şehvetin mi.. Biz ne kadar teslim olabiliyoruz. Hayır bu bana, beni yaratandan daha sevgili değil deyip ondan gerektiğinde vazgeçebiliyor muyuz.. Malı mülkü itibarı şehveti kurban edebilecek teslimiyeti gösterebiliyor muyuz ? Kurban bize bunları düşündürmeli..

İbrahim tereddütsüz onu yaratan öyle istedi diye en sevdiğini kurban etmeye razıydı. Sen ve ben ; Allah öyle istedi diye çok sevip vazgeçmekte çok zorlandığımız şeyleri kurban edebiliyor muyuz acaba ?

3.Varlık hiyerarşisinde her canlıyı yerli yerine koyma.. Biliyoruz ki bazı inanışlarda nesnelere veya hayvanlara tapmak vardır. Tanrı’nın ruhu güya onların içine girmiştir. Ancak bugün biliyoruz ki bunların hepsi maddedir ve Big bana patlamasıyla oluşmuş atomlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla Tanrı olmaları mümkün değildir. Onlarda yaratılmıştır ve ölümlüdür. Bizlere yaratıcı katında herhangi bir torpil de elbette yaptıramaz, bizi Allah’a yakınlaştıramazlar. Bu düşünceler zamanla insanlar tarafından uydurulmuş sapkın inanışlardır. Kısacası hayvanı hayvan yerine koymak, ruh üflenerek akıl, irade, vicdan ve akılla donatılmış insanı insan yerine koymak en doğru ve yerinde olacaktır. Tabi haddi aşmayarak.. Bu güne kadar hiç bir hayvanın diğer bir hayvanı, neslini tüketecek derecede avladığına şahit olmadık. Ama insan çok nankör, düşüncesiz, kibirli, bozguncu oldu her yeri tahrip ediyor.. Victor Hugo’nun tabiriyle Vicdan insanın içindeki Tanrı’dır. Ben şöyle diyebilirim Vicdan Allah’ın bize içimizden bir seslenişi.. Çoğumuz vicdanımıza yabancılaştık ve artık duymuyoruz. Kendimiz tahrip etmesek bile edenlere ses çıkarmıyoruz ki bu da bir suçtur. 3 maymunu oynamak.. Her yaptığımız/yapmadığımız eylem ve davranıştan sorumlu olduğumuzu unutmamalıyız..

Bu kurban bayramında birkaç değerli insanla beraber Pakistan’da olacağım inşallah. Orada kurban kesimlerine şahitlik edecek ve dağıtımlarını gerçekleştireceğiz.. Tüm okuyuculara şimdiden iyi bayramlar diliyor bu kurban bayramında daha fazla düşünmeye ve sevindirmeye davet ediyorum..

Halil AKÇAKAYA - 07.08.19

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Akçakaya 113 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Güncel Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Güncel Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kocaeli Markaları

Güncel Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

+90 (262) 323 31 00
Reklam bilgi

Anket Yeni sitemizi nasıl buldunuz?