RUMİNASYONU BIRAK

Nedir Ruminasyon ? Rumen, geviş getiren hayvanlarda midenin ilk bölümüne verilen isimdir. Besinler, bu kısımda bakteriler tarafından defalarca işlemlerden geçirilir. Ruminasyon ; Batı’da yüzyıllardır geviş getirme anlamında ve zihinde sürekli tekrar eden düşünceler manasında kullanılmaktadır.

Bu ; senin, benim, zaman zaman hepimizin yaşadığı olumsuz bir durumdur. İnsan her daim kendini harika hissedemez. Elbette inişler ve çıkışlar olacaktır. Sağlıklı olanı da keza budur. Şayet bu sürekli tekrar ediyor ve sizi “an” dan koparıyor hayat kalitenizi düşürüyorsa elbette bir psikolojik danışmandan, psikologdan veya psikiyatristten profesyonel bir destek alınması gerekmektedir.

Ben şahsen bu durumu geçmişte yaşadığım ve şu anda nadiren de olsa zaman zaman yaşıyor olduğum için araştırma ve yazma gereği hissettim. Sürekli tekrar eden düşünceler dalgın olmanıza, odaklanamamanıza, kendinizi işinize verememenize de neden olabilmekte..

Bazı aklımıza takılan olaylar düzeltilemeyecek ve elimizden hiçbir şey gelmeyecek düzeyde olabilir. Böyle bir durum için bir eşek hayal edelim bir direğe bağlanmış ve kurtulmak için ilerlemeye çalışıyor daha sonra direğin etrafında dolanmaya başlıyor. Dolandıkça daha da direkten uzaklaşacağına, direğe git gide daha da yakınlaşmaya başlıyor ve en son soluğu direğin dibinde alıyor..

Sözün özü zaman zaman içinden çıkamadığımız durumlar olabiliyor ve bunu düşünmek, sürekli zihinde prova etmek sorunu çözmüyor. Daha da kötüleştiriyor. Acı ve üzüntülerin karesini/küpünü alarak daha da derinleştiriyoruz. Böyle durumlarda zihinsel odağımızı bir şekilde farklı yöne kaydırmamız gerektiğini düşünüyorum. Bu istemli ya da zorunlu olabilir. Şahsen ben başka bir işle meşgul olmaya başladığımda zihnimin takıldığı konudan uzaklaştığını fark ediyorum. Zihnim başka bir yöne odaklanıyor.

Zorunlu olarak çalıştığınız bir işiniz varsa iş esnasında görevinize odaklandığınızda yine Ruminasyonun kesildiğine şahit olabilirsiniz. Veya boşta mısınız ? Örneğin ABD’ de trafik kazası ya da doğal afet gibi olaylarda tüm ailesini yitirmiş insanlara gerekirse kamu yararına çalışmayı temizlik yaptırmayı, ağaçları budamayı bir rehabilitasyon olarak uyguluyorlarmış. Neden ? Çünkü ; zihni meşgul ederek yaşanan travmayı bu şekilde azaltmayı bir çözüm olarak öngörüyor ve uygulayorlar .. Zorunlu kısmı bu şekilde veya kendi işinizi mecburiyetten yapmanız gerektiğinden..

Peki istemli olarak nasıl ? Kendi isteğimizle ne yapabiliriz ?

Tam bu esnada Kur’an dan aklıma “Bir işi bitir başka bir işte yorul” ve “İyi / yararlı işlerde yarışın” ayetleri geliyor. Bu ayetler bir reçete niteliğinde..

Sevgili psikolog bir arkadaşım, insan sürekli meşgul olamaz Halil demişti. Elbette doğru sürekli bir şey okuyup öğrenemezsiniz, sürekli çalışamazsınız. Ama genellikle hareket halinde olabiliriz diye düşünüyorum. Atomların elektronları, Ay, Dünya, Güneş, vücudumuzdaki sürekli dolaşan kan hep hareket halinde.. Durmuyorlar.. Durmak bize de pek iyi gelmiyor. İnsanın fıtratına biraz aykırı gibi sanki. Kollarımız, bacaklarımız, kaslarımız, eklemlerimiz.. Yeteri kadar kullanılmadığında bacaklarımızdaki kaslar eklemler yaş ilerledikçe arıza vermeye bize sıkıntı çıkartmaya başlıyor. (Yıllarca eklemlerin bakım gerektirmemesi, eklem boşluğunda eklem sıvısının olması üzerine düşünülmeye değer bir konu)

Geçmiş zamanlardaki insanları bir düşünelim Avcı-toplayıcı, göçebe yaşam hep hareket halinde.. Daha yakınlarımıza bakalım Köylere.. İnşa ettiğimiz sentetik yapay şehirlerimizde pencerelerden bir göz atalım. Tarım, hayvancılık, ekmek yap-pişir, etrafı toparla temizle yine hareketin çok daha fazla olduğunu göreceğiz. En azından olması gereken bu. Köylerden şehire büyük bir akım olsa da son yıllarda; şehirden köylere giden veya gitmeyi düşünen insanlarda az değil..

Köylerde daha fazla iletişim, güven, sıcaklık hakim. Daha fazla git-gel misafirlik ve misafirperverlik.. Şimdi Ruminasyonun ne olduğunu anladığımıza göre size soruyorum; siz dost ve arkadaşlarınızla birlikteyken mi bu tekrarlayan düşünceler girdabına daha çok girersiniz yalnızken mi ? Cevabı size bırakıyorum..

Sosyallik ve iyi hissetme insanın en temel ihtiyaçlarından.. Maslow ; ihtiyaçlar hiyerarşisinde yer vermiş olmasa da “İnsanın sosyalleşme ve iyi hissetme” ihtiyacının en önemli basamaklardan biri olması gerektiğini düşünüyorum. Kendim ve diğer insanlardan gözlemlediğim kadarıyla naçizane bazı önerilerim olacak ..

Sosyal birliktelik, yeni insanlarla dostluk ve arkadaşlık kurma, Bilgi ve görüşlerinizi paylaşma, yeni yerler gezip görme, keşfetme, farklı bir spor/egzersiz denemek, yürümek, diğer bir insana/canlıya bir faydamızın dokunması, bazen bir tebessüm, bazen bir hal hatır sorma, oturduğunuz kafedeki garsonu insan yerine koyup ufak kısa bir sohbet, bir akraba ziyareti, yaşlı ziyareti, pazardan aldığınız meyveleri tanıdığınız veya tanımadığınız biriyle paylaşmak, manzara izlemek, Allah’ın kurduğu sistem üzerine tefekkür etmek, kol-bacak iç organ ve sistemlerden sağlıklı olanlar için minnettar olmak..

Aklıma geldiği kadarıyla bu tarz faaliyetler insanın ruhuna iyi geliyor. Cebimizi ve karnımızı doyurmayla birlikte ruhumuzu da doyurmaya çok ihtiyacımız var.. Bunları elbette biri söylediği için değil sadece “iyi” olduğu için bir çıkarımız/beklentimiz olmadan yapmalıyız. Bunlar ruhumuza iyi gelmekle kalmıyor Ruminasyonu da azaltıyor.

Türkiye’de Ruminasyon ile ilgili çalışmalar yürüten, kendisinden faydalandığım Doç. Dr. Aslı Bugay Sökmez’e teşekkür ediyorum.

Bu makaleyi kaleme almamın sebebi, belki bir insana faydası olur. İyilik, güzellik ve Dünya Barışı çoğalır düşüncesidir. Sağlıcakla kalın..

Halil AKÇAKAYA 13.07.2019

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Halil Akçakaya 231 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Güncel Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Güncel Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Kocaeli Markaları

Güncel Kocaeli, Kocaeli ile özdeşleşen markaları ağırlıyor.

0 (262) 323 31 00
Reklam bilgi

Anket Yeni sitemizi nasıl buldunuz?