Türkiye Sömürge Ülkesi Değildir!

Batı emperyalizmi, dünyanın farklı coğrafyalarını sömürgeleştirerek kendini var etmiştir. Başka toplumları sömürge haline getirilerek hem doğal kaynaklarından faydalanıldı hem de insan gücünü kendi çıkarları doğrultusunda kullanıldı. Bu toplumları kendi ürünlerinin bir pazarı haline getirildiler. Uzun süren sömürgecilik faaliyetleri sonucunda dünyanın farklı coğrafyaları harabeye döndürülürken, kendi refah seviyelerini en üst seviyelere yükselttiler.

Batı, diğer toplumları sömürge haline dönüştürürken farklı yöntemlerden faydalandı. Ülkelerde yaşayan toplum kesimlerinin sinir uçlarını araştırdı ve iç çatışma çıkması için elinden geleni yaptı. Başka yöntemlerle bu ülkeleri parçalaması ve sömürmesi mümkün olamazdı.

Kendi milli bağımsızlığını veren yöneticilere karşı birçok komplo hayata geçirildi.

Türkiye, emperyalist devletlere karşı vermiş olduğu muazzam bağımsızlık mücadelesi ile, bağımsız bir ülke olmanın yanında, diğer ülkelere de ilham kaynağı olmuştur. Siyasi bağımsızlık sonrasında, verilen başarılı bağımsızlık mücadelesini maalesef diğer alanlarda verememiştir. Kendi milli sanayisini kuramadığı gibi, ortaya konan başarılı teknoloji ürünlerinin de ortadan kalkmasını sağladı.

Bir ülkenin bağımsızlığı, her şeyden önce kendi askeri gücü ve ekonomik alandaki kendine yeterliliği ile mümkün olabilecektir. Özellikle de savunma sanayiinde elde edilen başarılar, ülkelerin daha sağlam politikalar üretmelerinin yolunu açmaktadır.

Savunma sanayiinin dışa bağlı olduğu dönemlerde, yaşanılan büyük sıkıntıları dillendirmeye hiç gerek yok. Yakın zamanda Suriye’de terör örgütü üzerinden inşa edilmeye çalışılan Büyük İsrail hayali (Vadedilmiş topraklar) karşısında en büyük güç olarak Türkiye görünmektedir.

Türkiye dize getirilmeden Siyonist-haçlı ittifakının planlarını hayata geçirmesi mümkün olamayacaktır. Bu durum çok iyi biliniyor. Bundan dolayı, ülkeyi dize getirmeye dönük çok sayıda operasyon yapılmıştır.

Yakın zamanda Venezuela’da yaşananların benzerinin Türkiye’de de gerçekleşmesi için ciddi uluslararası çaba olduğu görülmektedir.

31 Mart yerel seçimleri sonrasında gerek ABD, gerekse AB ve İsrail’den gelen açıklamalar ve/veya baskılar, emperyalizmin niyetini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Darbe yoluyla ortadan kaldıramadıkları ülkenin birlik ve dirliğini, seçimler üzerinden gerçekleştirmeye çalışıyorlar.

Dünyada seçimlerin en şeffaf şekilde yapıldığı ülkelerden birisidir Türkiye. Bir hukuk devleti olan ülkemizde seçimler ve sonraki itiraz süreçleri şeffaf bir şekilde yürümektedir. Kimse, yapılan itirazları ve yeniden sayımları hukuk dışı ilan edemez. Oyların tekrar sayılmasından ve hatta hukuksuzluk olması durumunda bazı belediyelerde seçimlerin yenilenmesinden kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Siyonist ve haçlı bloğunun talimatı ile herhangi bir kişinin belediye başkanı ilan edilmesi diye bir şey olamaz ve olmamalı. Hangi partinin veya hangi adayın kazandığını belirleyecek olan sadece ve sadece vatandaşların oylarıdır. Bunun dışındaki yöntemlerin tamamını elimizin tersi ile reddetmeliyiz.

Adayların hangisi kazanırsa, tebrik etmek ve başarılı olması için dua etmek, ülkemizin dirliği ve birliği için çok önemlidir. Hangi adayın kazandığından daha önemlisi, sadece vatandaşların tercihinin belirleyici olmasıdır. Batının derdi aslında Ekrem İmamoğlu’nu kazanmasından ziyade, ülke içinde ayrışma noktalarının artması ve çatışmanın yolunun açılmasıdır. Kontrol edilebilir liderler ve ülke istiyorlar. Bir sonraki adım, ülkenin parçalanması olacaktır.

Türkiye müstemleke değildir. Hiçbir şekilde Venezuela ile karıştırılmamalıdır. Aynı yöntemlerle ülkenin iç işlerine müdahale etmeye hiçbir yabancı güç kalkışmamalıdır. Bu tür kalkışmalarda toplu olarak bir duruş sergilemeliyiz.

Gerek ABD ve gerekse AB ülkelerindeki seçimler bizimkinden daha sağlıklı yapılamıyor. ABD ve Avrupa’da bazı seçimlerde ciddi itirazların, tekrardan oylardan sayımı ve hatta bazı durumlarda (Avusturya’da olduğu gibi) seçimlerin yenilenmesine mahkemeler karar verebilmiştir.

Bu süreç hukuka uygun ve bütün partilerin avukatlarının da bulunduğu ortamda, yargının kontrolünde gerçekleşiyor. 

Peki ne yapmalıyız? Seçim sürecinin sağlıklı bir şekilde tamamlanması için, herkesin sakin bir şekilde sürecin işlemesini beklemesi gerekir. Benim Ekrem İmamoğlu’ndan bir talebim var: Kameraların karşısına çıkıp dış güçlerden gelen müdahaleleri kabul etmediğini ve etmeyeceğini söylemeli. Türkiye’nin bağımsız bir devlet olduğunu ve içişlerine müdahale edilmemesinin zorunluluğunu hatırlatmalı. Böyle bir duruş, İmamoğlu’nu halkın gözünde daha da büyütecektir. Aksi yöndeki tutum ise kendine gösterilen teveccühün ortadan kalkmasına neden olacaktır.

Demokrasimizin daha da derinlik kazanmasına hizmet eden bir süreç olması temennisiyle…

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdulvahap Akıncı 1865 Okunma


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Güncel Kocaeli Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Güncel Kocaeli hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Şehir Markaları

1 yıllık yayın süresi ve makul bütçesi ile markanızı parlatın.

0 (262) 323 31 00
Reklam bilgi

Anket Yeni sitemizi nasıl buldunuz?